25 Kasım 2017 , Cumartesi
01-01-1970
Elif KUZEY

Elif KUZEY

VAZİYET
editorelif@gmail.com

Türkiye yine çok hareketli, sürekli gündem değişikliği yaşayan bir ülke oluverdi.

Canımız hiç sıkılmıyor her an birileri bir yerlerden BOMBA gibi bir açıklama yapıyor, ülkenin bir yerlerinde BOMBAlar patlıyor...

Gayri resmi açıklamalara göre 100 vatandaşımızı kaybettiğimiz Reyhanlı'da olaydan 15 gün sonra başbakanın ziyaretiyle yaşanan tantana da cabası. Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflara montaj desek, videolar var onlara ne diyeceğiz bilemiyorum.

Hadi onu da geçtim kimsenin Reyhanlı'da tanıdığı, akrabası, arkadaşı filan yok mu konuşmuyor mu bu insanlar birbirleriyle diye de düşünmüyorlar... Çıkıp televizyonlara komik açılamalar yapıyorlar.

Sürekli hareketli bir gündemle aktif bir Türkiye var karşımızda.

Dolayısıyla dost sohbetleri de canlanıyor, Survivarın, Hürremin yerini tartışmalarda şimdi içki yasağı, hükümet, Suriye filan aldı hiç de fena olmadı aslında...

Bu sohbetlerimiz sırasında bir çok arkadaşım şu anda bizi yönetenlerin Atatürk ve silah arkadaşlarının yaptıklarını yok etmeye çalıştığını, bunun gelmiş geçmiş en büyük nankörlük ve  vatan hainliği olduğunu söylüyorlar.

Son dönemlerde tartışmalarımız, sohbetlerimiz hep bu yönde. Ben biraz farklı bakıyorum olaya önce kızıyor sonra hak veriyorlar. 

 Mesela ben " hayır haksızsınız, nankör değiller" diyorum. "Vatan haini hiç değiller" Sesler yükseliyor masadan...

Ama geniş açıdan baktığınızda bu doğru değil mi ki? 

Nankör değiller çünkü nankör olmak için yaşanılan düzeni baştan kabullanmek gerekir. Oysa ki şimdikiler baştan beri bu düzene karşıydılar. Ve zaten düzeni değiştirecekleri iddiasıyla gelmediler mi?

Ülkenin işgalden kurtarılmış olması onların istedikleri, temenni ettikleri bir şey değildi ki! Türk alfabesi bile onların tercih ettiği bir alfabe değildi, bırakın Onuncu yıl Marşını...

Vatan Haini de değiller çünkü üzerinde yaşadıkları vatanın kendi vatanları olduğunu düşünmüyorlar. Onlara göre Türkiye Cumhuriyeti hiç kurulmamalıydı... Mustafa Kemal ve arkadaşları hiç bir şeye karışmayacaklardı. İstiklal savaşına, inklaplara gerek yoktu. Küçülecekti Osmanlı iyice, sömürge olacaktı, şeriatla yönetilecekti ama yönetilecekti!

Böyle baktığınızda kim yönetenleri suçlayabilir ki?

Ne olursa olsun Osmanlı olarak kalıp, kimin sömürgesinde olursa olsun şeriatla yönetilmeyi tercih ederlerdi, ki zaten o yolda da ilerliyoruz. 

Şu anda yapılan her çalışma, alınan her karar, düzenleme, yasak, atılım ve açılım tamamen gizli sömürge olarak şeriatla yönetme ve yönetilme hevesinin bir parçası.

Belki bu süreci de yaşayacağız. Ne kadar içimiz acısa da gelecek aydınlık görünmüyor. Ama zaten istedikleri aydınlık, düşünen, gelişen bir Türkiye değildi ki ! E bu durumda belki de ülke en yasaklı, en bağımlı, en kukla olduğu döneme girdi. 

Gece saat 22:00'den sonra içki yasağının mantığını, kafası kıyak gençlik istemiyoruz diye açıklamak, 10. Yıl marşının yerine mehter marşı istemek ve bunun gibi daha bir çok açıklama bize yaşananların nankörlük değil de bir amaç olduğunu hatırlatmalı. 

 

Ha bu arada bir Ankaralı olarak Metrodaki öpüşme eylemi ve sallama'ya da dokunmadan geçemeyeceğim. 

Gençler öpüşerek ülkenin hassasiyetine zeval getirdiler. Neden mi? Çünkü kızların rızası vardı. Oysa ki tecavüz, taciz olsaydı bak kimse bıçakla filan sallama yapıyor muydu??

Buradaki mantığın açıklaması ve yakın geleceğimizin mantığı şudur:

Siz ne hakla kendi isteğinizle öpüşürsünüz? Siz kadınsınız, taciz edilmeli, tecavüze uğramalı, çocuk yaşta evlendirilip bol bol çocuk doğurmalısınız. 

Sesiniz çıkarsa sokak ortasında bıçaklanmalı, dövülmeli, öldürülmelisiniz. 

Siz kim oluyorsunuz da isteyerek öpüşüyor ve hatta bundan zevk alıyorsunuz !!!!

 

Bu yazı toplam 3351 defa okunmuştur

 

MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

27.3%

59.1%

13.6%

0%

0%


Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU