25 Kasım 2017 , Cumartesi
01-01-1970
Elif KUZEY

Elif KUZEY

Kemal Bey'den Mektup ve BEDD
editorelif@gmail.com

 

Bugün  mailime geldi BEDD- Başkanı Kemal bey'in maili...

Paylaşmak istedim çünkü çok önemliydi benim için.

Hayatım boyunca hep aklımda tuttuğum ve asla unutmadığım bir düşüncem var: "Her sağlıklı insan potansiyel bir engelli adayıdır"

Lütfen unutmayın.

Yapabileceğimiz ne varsa yapalım. ( yazını sonuna bu konuyla ilgili eski ama hiç eskimeyecek bir yazımı ekledim)

..............................

GÖNÜL DOSTLARIMIZDAN ÇOK ÖNEMLİ RİCAMIZ VAR

Ülke çapında engelli çocuklarımıza yönelik farkındalığı sağlamak ve toplumsal duyarlılığı geliştirmek amacı ile, gönüllüler tarafından (ekte örneği bulunan) el broşürleri dağıtımını düşünmekteyiz.Ülke çapında broşür dağıtımı konusunda bizlere gönüllü olarak destek olmak isteyenlerin, Derneğimize mail atarak el broşürleri talep etmelerini ve çevrelerinde dağıtabilecekleri miktarı bildirmeleri önemle rica olunur.Broşürler elden veya kargo ile belirttiğiniz adrese ücretsiz olarak gönderilecektir.Broşürlerin gönderileceği bir adres ve tarafınıza ulaşabileceğimiz bir telefon numarası rica olunur.Broşür dağıtımı konusunda destek olan kurum, kuruluş ve şahıslara hizmetleri karşılığında teşekkür belgesi ile onurlandırılacaktır.Toplumsal dayanışma gerektiren engelliler konusunda desteğiniz ve gönüllü olmanız çok önemli.Engelli çocuklarımıza uzatacağınız el ve destekler nice hayatların kurtarılmasına neden olabilecektir.

Bir hayat da siz kurtarın.GELİN HAYATI BİRLİKTE PAYLAŞALIM.Buna ihtiyacımız var.Saygılarımla. 

Kemal DEMİREL - Genel Başkan

Tel : 0216 441 08 34
Fax : 0216 459 87 28
kdemirel@bedd.org.tr
www.bedd.org.tr

..............................

3 ARALIK İÇİN....

Bugün 3 Aralık..... 1992 yılında Birleşmiş Milletler aldığı bir kararla, 3 Aralık gününü “Uluslararası Engelliler Günü” olarak ilan etti. Ve onlar aramızda, bugün onlar yarın belki siz, biz?

Gözünüzü bir bantla kapatın ya da bir tekerlekli sandalye bulun, ona oturun…

Evden çıkın ve Çayyolu’ndan Çankaya’ya gitmeye çalışın.

Evet çalışın… Çünkü çok çalışmanız gerekecek.

Çünkü engelleriniz olacak önünüzde. Üstelik bu engeller sadece görme yeteneğinizin ya da yürüme yeteneğinizin olmaması da değil. Diğer insanların belki de zamanında sizin, yaratmış olduğunuz engeller.

Biz insanların çok önemli bir özelliği var. Eğer zor durumda olan biz değilsek koşulların ne olduğu bizi hiç ilgilendirmiyor. Hani şu son dönemlerde çok konuşulan “EMPATİ” yeteneği doğal olarak yok bizde, zorlama gerekiyor. Hatta bayağı bir zorlamak gerekiyor.

Bence Belediye Başkanları’nın gözünü kapatıp salacaksın sokağa, binaya dönebileni de ayakta alkışlayacaksın.

9,5 milyon kişi sizce nasıl bir rakam. Azımsanacak bir rakam mı? Bence değil…

Ülkemizde kayıtlı yani bildiğimiz yaklaşık 9,5 milyon engelli vatandaşımız var.

Tabi kayıtlı olmayanları sayamıyoruz.

Bu rakam öyle bir terazideki, bulunduğu kefe sadece artıyor…

Hem de herhangi bir etkenle, örneğin deprem, trafik kazası, ev kazası, iş kazası, doğum, yanlış teşhis…

Aynaya baktığınızda potansiyel bir engelli olduğunuzu unutmayın.

Engelli yaşam o kadar zor ki.

Engelli bir arkadaşım vardı. Ben İletişim Fakültesinde okurken, otobüste tanışmıştık. Çünkü aynı kampüsteydik. Hukuk Fakültesinde okuyordu. İlk gün ayakta kaldığı için yer vermek istediğimde “ben sakat değil sadece körüm”  demişti. Üstelik beni göremediği halde ” Galiba sizin kitap yükünüz de benimkinden fazla zaten” demişti. Öyle başlamıştı muhabbetimiz. İlk günler üzülür alınır diye nasıllarımı soramamıştım. Ama o kadar rahat ve özgüvenliydi ki, kendisi açtı konuyu. “Seni görmeyen bir insanla konuşmak nasıl bir duygu?” diye başladı söze, çok şaşırdım. Sonraları açıldık iyice. Eee her gün otobüsle yarım saat konuşacak çok konu buluyorduk. En zoru ilk günlermiş. Çünkü eskiden görebiliyormuş. Bir kaza sonucu kaybetmiş görme yeteneğini. Üstelik bir anda olmuş her şey. Sabah görebiliyormuş, evden çıkmış ama akşam eve dönememiş. Ertesi gün ise artık göremiyormuş. “En çok o gün anneme iyice bakmadığım için üzülüyorum” demişti. Çünkü artık yüzünü hatırlayamıyormuş. Annesini de kaybetmiş bir süre sonra. “Onun resmine özlem duyuyorum” demişti bir seferinde. Peki ya okumak? Zor değil miydi hem de hukuk ? Okumak zor değilmiş, yöntemleri onun anlayabileceği şekilde olduğu için problem olmuyormuş da hayalini başaramadığı için üzülüyordu. Çünkü çocukluğundan beri en büyük hayali otomotiv sanayinde çalışıp tasarım yapmakmış. “Çocukluğumda o kadar güzel çizimler yapardım ki, Bir gün Mercedes de çalışacağımı düşlerdim”

Düşler… Şu anda tek görebildiği düş olanlardan biriydi o da. Benden büyüktü, son yılıydı hukukta. Sonraları görüşemedik. Ama başarılı olduğuna eminim. Çünkü çok zeki ve akıllı birisiydi. Ama engelleri vardı.

9,5 milyon bildiğimiz rakam, engelleri olan insanlar… Sabah aynada kendisini göremeyen, yeni doğan bebeğini kucağına alamayan, otobüse koşarak yetişemeyen...

Peki bizler onlar için ne yapıyoruz? Gösterişte bir çok kampanya, çalışma, Bakanlıkların yayınladığı eylem planları…

Peki gerçekte ne yapıyoruz?

Bir engelli için yaşam o kadar zor ki bizim şehirlerde. Kaldırımlar 30cm yüksekte.Hadi hasbelkader çıktın kaldırıma, inemiyorsun!!! Otobüslere binmek için vatandaşların yardımı gerekli, o da mp3 kulaklıklarını çıkartan gençler ya da cep telefonunu kapatan birilerini bulabilirsen.

Empati demiştim ya, zor iş. Gözünü bantlayacaksın, kolunu kullanmayacaksın, bacağını kullanmayacaksın, konuşmayacaksın… Ve yine de yaşayacaksın. İnsan gibi yaşamak için daha fazla çalışacaksın.

Tüm bu kampanya, çalıştay şu bu… vs. saçmalıklarını bırakalım bence.

Bence bir gün sadece bir gün Başbakanımız bir engelli gibi yaşasın.

Bakın yarın ülkede neler oluyor…


 

Bu yazı toplam 40124 defa okunmuştur

MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

27.3%

59.1%

13.6%

0%

0%


Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU